The Ascent: Shepitko’nun Son Sözü

Larisa Shepitko, Çağdaş Sovyet Sinemasının yetenekli yönetmenlerinden biri. Kariyerinin tam zirvesine ulaşmışken, sona eren ve kısa süren bir kariyer. Trafik kazasında hayatını kayıp etmeden önce geride bıraktığı büyük başyapıt The Ascent’i anlamaya çalışacağız. Larisa Shepitko bugün yaşasaydı 82 yaşında olacaktı ve çağımızın en büyük kadın yönetmenlerinden biri olarak kabul görecekti. Kariyeri devam etseydi, Sovyet Sinemasının en bilinen isimleri olan Tarkovski veya Eisenstein ile birlikte anılacağı … Okumaya devam et The Ascent: Shepitko’nun Son Sözü

The Maltese Falcon: Film-Noir Doğuyor

1930’lar da Fransız filmlerinde görünen “film-noir” türü, 1940’lar da ise Amerikan sinemasında görünmeye başlanır. Film-noir Avrupa çıkışlı bir sinema türü olsa da Amerikan sineması ile daha çok bağlantılı bir sinema dili oldu. Avrupa’da Alfred Hitchcock’un türe hizmetleri olsa da nasıl filmler hep Amerika’dan çıktı. Özellikle 1940–50’li yılarda tavan yapan sonra bir kenara atılan, 1990’lar da ise tekrar ortaya çıkan bir tür oldu. Filmlerde ki hüzün, karamsar … Okumaya devam et The Maltese Falcon: Film-Noir Doğuyor

The Exorcist: Biri Korku Mu Dedi

Stenley Kubick’in The Shining ile çoğu sıralamada bu mevkiyi paylaştı. 1973 yılının noelinde vizyona giren filmin 2001 yılında restore edilmiş bir versiyonunu sinemada görmek de nasip olmuştu. Sinemalardaki şeytan figürüne birçok anlam yükleyen, birçok sahnesi ile (kafa dönmesi, örümcek yürüyüşü, haçla mastürbasyon gibi) unutulmaz olan, klasik olmayı başarmış bir filmden söz ediyoruz. The exorcist, Irak’ta ezan sesi ile açılır. Peder Merrin (Max von Sydow) burada … Okumaya devam et The Exorcist: Biri Korku Mu Dedi

The Dead Don’t Die:Neden Zombi

Bu yıl Cannes Film Festivalinde gösterildiğinde hem seyircide hem de eleştirmenlerde acı bir tat bırakan The Dead Don’t Die , başı sonu çok belli olmayan bir Jim Jarmusch film. Artık zombi filmi izlemeye ne kadar istekliyiz. 1968’de George Romero’nun Night of the Living Dead ile başlayan zombi miti, o yıldan bu zamana kadar önemli bir popüler kültür unsuru oldu. Bir çok farklı formda gördük zombileri, … Okumaya devam et The Dead Don’t Die:Neden Zombi

Border: Soğuk Sınırlar

Kabullenmesek de kendi içimizde sınırlar var. Bu sınırları bazen kendimiz, bazende toplum bize bunu koyar. Peki bu ne kadar doğru. Biz kimiz ve bu sınırları kim koydu. Kuzeyden gelen Border bunun cevabını verebilir mi? Border, adı gibi sınırda bir film. Filmi gören bir çok kişi gördüğü şeyi en kötü film olarak sınıflandırabilir. Benim gibi bir kısım için ise sinemada gördüğü en garip filmlerden biri olarak … Okumaya devam et Border: Soğuk Sınırlar

Don’t Look Now: Bir Gerilim Masalı

Görkemli stili, karanlık atmosferi ile doğaüstü, öngörülemeyen bir yolculuğa çıkarıyor. Korku/gerilim sineması adına Rosemary’s Baby, The Shining ve The Exorcist ile mükemmel dörtlüyü tamamlıyor. Şimdi bir gömüyü çıkarmak için 1973’e gidiyoruz. Bazı filmleri sevmek için çok fazla neden yoktur. Bazen rengini bazen müziği bezen oyuncuları seversiniz. Bazen de bütün olarak bize yaşattığı deneyimi severiz. 1973 yılının ürünü olan Nicolas Roeg filmi Don’t Look Now’u sevmek için bu … Okumaya devam et Don’t Look Now: Bir Gerilim Masalı

The Kindergarten Teacher:Bulanıklaşan Sınırlar

Yönetmen/yazar Sara Colangelo, 2014 yapımı aynı adlı İsrail filmine sadık kalarak The Kindergarten Teacher’da bir çok yana evrilebilecek bir hikayeyi ustaca yoluna sokuyor. Lisa Spinelli iyi bir eş, işini seven bir anaokulu eğitimcisi. İki yetişkin çocuğu ve kocası ile mutlu ama bir o kadar monoton hayatı var. Enerjisini ve sabrını anaokulunda çocukları bir üst sınıfa hazırlamak ve onlara alfabe öğretmek için harcıyor. Okul dışında ki tek … Okumaya devam et The Kindergarten Teacher:Bulanıklaşan Sınırlar

Us: Düşmanla Tanışma

Jordan Peele Amerikan sinemasının yeni merkez sinemasını ayağa kaldıran adam olabilir mi? Us ile bunun cevabını veriyor. George Romero 1968 yılında Night of the Living Dead’i vizyona soktuğunda büyük bir heyecan ve korku ile karşılanmıştı. Çok düşük bütçe ile çekilen film, müthiş bir gişe hasılatına imza atmıştı. Romero’nun en büyük başarısı zombileri popüler kültüre kazandırması değil, Night of the Living Dead’e kurguladığı politik hicivdi. Dönemin en … Okumaya devam et Us: Düşmanla Tanışma

Hirosihma Mon Amor: İki Şehir İki İnsan

Fransız Yeni Dalgası’ın en değerli ismi olan Alain Resnais, bir kadın ve bir erkek üzerinden iki şehrin, iki coğrafyanın, iki ülkenin hikayesini bağlar bir birine.  Hirosihma Mon Amor’un etkisi hale damarlarımızdan akmaya devam ediyor. Fransız Yeni Dalga’sının göz ağrısı filmlerimden biri olan Hiroshima Mon Amor/Hiroşima Sevgilim, sadece yeni dalgayı belirlemek konusunda değil, sinema da bir şeyleri de belirlemek konusunda baya yol almış bir filmdir. Hiroşima Sevgilim … Okumaya devam et Hirosihma Mon Amor: İki Şehir İki İnsan

Funny Games: Oyun Oynama Ne Dersin

Fransız sinemasının kendine münhasır ismi Michael Haneke, bu sefer kendi halinde bir aileye musallat olan iki psikopat genç üzerinden bizi rahatsız ediyor. Michael Haneke, sinema çekme işine televizyon da başlar… 10 yıl boyunca televizyon için filmler üretir. Haneke, yaptığı bu işlerin hiç bir zaman sanat olduğunu kabul etmez… televizyonda bütün her şey ticari bir oluşum üzerine kurulmuştu, seyircinin istekleri ön planda tutulur, sanatçının yaratıcılığı ve … Okumaya devam et Funny Games: Oyun Oynama Ne Dersin