Air: Oyunu Değiştirmek

Artık büyük oyuncu olmak isteyen Amazon Prime’in Metro-Goldwyn-Mayer’i (MGM) satın alması sonrası ilk işi olan Air’de Ben Affleck ile bir popüler kültür metalaşmasının yolunu takip ediyor. Ben Affleck, sinemanın en ilginç kariyerlerinden birine sahip olabilir. İrili ufaklı bir kaç dizide oynadıktan sonra “can dostu” Matt Damon ile Good Will Hunting yazdığında 25 yaşındaydı, özgün senaryo ödülü ile birlikte Hollywood’un bütün kapıların açılmasına yol açmıştı. Ama … Okumaya devam et Air: Oyunu Değiştirmek

Children of Men: Umuda Giden Yol

Şüphesiz ki Alfonso Cuarón’un son yıllarda sinemanın en üreten ve nevi şahsına münhasır yönetmenlerinden. 2006 tarihli apokaliptik filmi Children of Men’de muhteşem görüntüler ile izleyiciyi benzersiz bir yolculuğa çıkarıyor. Dünyanın sonu 2012 yılında mı olur, küresel ısınma ile mi olur yoksa uzaylılar mı basar bilmiyorum ama.. Bir gün bütün gebeler düşük yapmaya başlayacak ve bir de bakmışınız parklarda ki, sokaklarda ki çocuk sesleri yok olmuş. … Okumaya devam et Children of Men: Umuda Giden Yol

Blanco en Blanco: Karanlığın Kalbinde

Theo Court, bizi 19. yüzyılın Güney Amerika’sın da Tierra del Fuego’nun ıssız toplarına götürüyor. Alfredo Castro’nun oynadığı Pedro ile belirsiz bir düğün fotoğrafından, bölgedeki unutulmuş Selk’nam soykırımına doğru geniş bir anlatıya yelken açıyoruz. Günümüzde Güney Amerika’nın güney ucunda yer alan Tierra del Fuego (Vikipedi’de Türkçesini Ateş Toprakları olarak adlandırmış ) adaları 1881 yılında Arjantin ve Şili tarafından paylaşılmış. Bu topraklar 19. yüzyılın sonralarında başta İngilizler … Okumaya devam et Blanco en Blanco: Karanlığın Kalbinde

The Dead Don’t Die:Neden Zombi

Bu yıl Cannes Film Festivalinde gösterildiğinde hem seyircide hem de eleştirmenlerde acı bir tat bırakan The Dead Don’t Die , başı sonu çok belli olmayan bir Jim Jarmusch film. Artık zombi filmi izlemeye ne kadar istekliyiz. 1968’de George Romero’nun Night of the Living Dead ile başlayan zombi miti, o yıldan bu zamana kadar önemli bir popüler kültür unsuru oldu. Bir çok farklı formda gördük zombileri, … Okumaya devam et The Dead Don’t Die:Neden Zombi

Black Mirror 5: Tekrara Düşmek

İlk sezondan bu yana 8 yıl geçti. Dizinin ilk sezonları ile bugün ki sezonları arasında en büyük fark artık seyircinin teknolojinin tehlikeleri konusunda farkındalığının artması. Bu süre içerisinde bir çok teknoloji skandalı/vakası yaşadık. Teknolojik distopya sunan Black Mirror bu sefer çok fazla kendini tekrara meyil ediyor. 2011‘de İngiltere’den gelip hayatımıza giren distopik bilim kurgu antolojisi Black Mirror’un 5. sezonu Netflix arşivine eklendi. 8 yıl içerisinde bize … Okumaya devam et Black Mirror 5: Tekrara Düşmek

Chernobyl: Kara Propaganda Ürünü Mü?

Dizinin artından bir tartışma aldı yürüdü. Bu sefer tartışma konusu diziden çok Çernobil’in konumu ve neler hissettirdiği üzerineydi. Bunu tartışmak normal, lakin dizi üzerinden tartışmak ne kadar normal.. Chernobyl dizisi bitti lakin tartışması baki kaldı. Artık tartışma dizinin iyi mi kötü mü olduğundan tamamen saptı ve propaganda-kara propaganda eksenine kaydı. Gerçekten bunu -dünya olarak- nasıl becerdik şaşırmamak elde değil. Dizinin anti komünizm propagandası yaptığına dair … Okumaya devam et Chernobyl: Kara Propaganda Ürünü Mü?

Chernobyl:Kalıcı Korku

HBO’nun beş bölümlük mini dizisi Chernobly’de 33 yıl önce yaşanan felakete geri dönüyoruz ve felaketinin acısını yaşıyoruz. Yalanlarla ve kötüye kullanılan otorite ile taşınıyor, acı ve dramla baş başa kalıyoruz. Lyudmilla Ignatenko, sıcak bir Pripyat akşamında su içmek için mutfağa girdiği sırada, pencereden büyük bir toz bulutu göründü. Lyudmilla’nın yüzü tezgaha dönüktü ve bunu fark bile etmemişti. Saniyeler için bir sarsıntı yaşandı. O kısacık “an”ın … Okumaya devam et Chernobyl:Kalıcı Korku

Border: Soğuk Sınırlar

Kabullenmesek de kendi içimizde sınırlar var. Bu sınırları bazen kendimiz, bazende toplum bize bunu koyar. Peki bu ne kadar doğru. Biz kimiz ve bu sınırları kim koydu. Kuzeyden gelen Border bunun cevabını verebilir mi? Border, adı gibi sınırda bir film. Filmi gören bir çok kişi gördüğü şeyi en kötü film olarak sınıflandırabilir. Benim gibi bir kısım için ise sinemada gördüğü en garip filmlerden biri olarak … Okumaya devam et Border: Soğuk Sınırlar

Funny Games: Oyun Oynama Ne Dersin

Fransız sinemasının kendine münhasır ismi Michael Haneke, bu sefer kendi halinde bir aileye musallat olan iki psikopat genç üzerinden bizi rahatsız ediyor. Michael Haneke, sinema çekme işine televizyon da başlar… 10 yıl boyunca televizyon için filmler üretir. Haneke, yaptığı bu işlerin hiç bir zaman sanat olduğunu kabul etmez… televizyonda bütün her şey ticari bir oluşum üzerine kurulmuştu, seyircinin istekleri ön planda tutulur, sanatçının yaratıcılığı ve … Okumaya devam et Funny Games: Oyun Oynama Ne Dersin