Leaving Neverland Ne Söylemek İstiyor?
Leaving Neverland, ilk gösterimini yaptığı Sundance Film Festivali’nden bu yana büyük ilgi gördü. Aslında belgeselin ismi ilk duyulduğundan beri, izleyicilerde merakla karışık bir tedirginlik oluşmuştu. Sundance’deki gösterim, izleyicilerde oluşabilecek rahatsızlık ihtimali nedeniyle doktor eşliğinde yapıldı. Gösterimin ardından belgesel, HBO tarafından yayınlandı ve tepkiler aşırıya kaçtı: İzlerken kustuklarını, bayıldıklarını, devam edemediklerini söyleyenler oldu. Ben izlerken bu kadar aşırı tepkiler vermedim, ancak rahatsız olmadım da diyemem. İki … Okumaya devam et Leaving Neverland Ne Söylemek İstiyor?
Black Mirror:Bandersnatch’ın Dedikleri
Black Mirror: Bandersnatch film izleme alışkanlıklarımızı değiştirebilir? Yoksa bu hoş bir deneyim mi? *Yazı acımasızca spoiler içerir. Charlie Brooker ve Annabel Jones’un 2011’de yarattıkları Black Mirror, alışılmış tüm televizyon dizilerinden farklıydı. Sezonları birkaç bölümden oluşan, bölümler arasında bağlantı bulunmayan ve hatta süreleri bile değişken olan bu yapım, temel olarak teknoloji ve insan hayatındaki değişimleri konu alıyordu. İngiltere çıkışlı dizi, bir süre sonra Netflix çatısı altına girdi. … Okumaya devam et Black Mirror:Bandersnatch’ın Dedikleri
Ahlat Ağacı: Genç Sinan’ın Acıları
Nuri Bilge Ceylan filmleri arasında bir sıralama yapsak, Ahlat Ağacı nerede olur. Ceylan, sineması arasında benim için hala Bir Zamanlar Anadolu’nun yeri ayrıdır ki bunun için de diğer filmlerinden ayıran net bir şey ortaya sunamam. Ahlat Ağacı 3 saati aşan uzun süreye sahip olup da hiç teklememesi, hiç seyirciyi sıkmaması ve sürekli öykünün içinde tutması da ayrı bir marifet. Cannes’da hiçbir zaman kadar uzun filmlere … Okumaya devam et Ahlat Ağacı: Genç Sinan’ın Acıları
Hirosihma Mon Amor: İki Şehir İki İnsan
Fransız Yeni Dalgası’ın en değerli ismi olan Alain Resnais, bir kadın ve bir erkek üzerinden iki şehrin, iki coğrafyanın, iki ülkenin hikayesini bağlar bir birine. Hirosihma Mon Amor’un etkisi hale damarlarımızdan akmaya devam ediyor. Fransız Yeni Dalga’sının göz ağrısı filmlerimden biri olan Hiroshima Mon Amor/Hiroşima Sevgilim, sadece yeni dalgayı belirlemek konusunda değil, sinema da bir şeyleri de belirlemek konusunda baya yol almış bir filmdir. Hiroşima Sevgilim … Okumaya devam et Hirosihma Mon Amor: İki Şehir İki İnsan
Funny Games: Oyun Oynama Ne Dersin
Fransız sinemasının kendine münhasır ismi Michael Haneke, bu sefer kendi halinde bir aileye musallat olan iki psikopat genç üzerinden bizi rahatsız ediyor. Michael Haneke, sinema çekme işine televizyon da başlar… 10 yıl boyunca televizyon için filmler üretir. Haneke, yaptığı bu işlerin hiç bir zaman sanat olduğunu kabul etmez… televizyonda bütün her şey ticari bir oluşum üzerine kurulmuştu, seyircinin istekleri ön planda tutulur, sanatçının yaratıcılığı ve … Okumaya devam et Funny Games: Oyun Oynama Ne Dersin
Barton Fink: Burası Neresi Charlie?
Joel Coen ve Ethan Coen kardeşler, Miller’s Crossing filmini yazarken bir yerde tıkanırlar ve kendileri oyalamak için Barton Fink’i yazar. Bu kısacık tıkanmadan Coen’lerin en iyi, en katmanlı ve en alegorik filmi ortaya çıkar. Cannes’dan aldığı 3 ana kategori ödülüne hala ulaşılmış olunmaması da film için ayrı bir değer. Coen biraderlerin başyapıtı olan Barton Fink değeri geç anlaşılan filmlerden biridir. Az kitleye, ulaşmış, az insan görmüştür … Okumaya devam et Barton Fink: Burası Neresi Charlie?
Blade Runner: Bilim Kurgudan Film Noir’a
Blade Runner her zaman Stenley Kubicks’in 2001: A Space Odyssey ile birlikte bilimkurgu başyapıtı olarak görülür. Ridley Scoot’ın çok sahiplendiği bu sinema şahaseri, gösterildiği yıl olan 1982’de sinemalardan boynu bükük ayrılır. Salonlarda 3–5 kişiye oynar.. Ama daha sonra onun kaderini paylaşan bir çok film gibi videolar ile yeniden keşfedilir. Kısa sürede bir başyapıta dönüşmeyi başarır. Hiç kuşkusuz geç aldığı bu apoleti sonuna kadar hak etmektedir. … Okumaya devam et Blade Runner: Bilim Kurgudan Film Noir’a
Night of the Living Dead: Ve Romero Zombileri Yaratır
Night of the Living Dead (Yaşayan Ölülerin Gecesi), bir korku filmi ustası olan George A. Romero’nun 28 yaşında çektiği ve John A. Russo ile yazdığı ilk filmidir. Yıl 1968’tir. Amerikan başkanı tarihin en yüksek oylarından birini alarak seçilen Lyndon B. Johnson’dur, John F. Kennedy suikastının başlattığı karamsar Amerikan yaşantısı en doruk noktalardadır, Vietnam Savaşının halk üzerinden büyük bir çöküntüye sebep vermektedir, soğuk savaş dalgası, modern … Okumaya devam et Night of the Living Dead: Ve Romero Zombileri Yaratır
Podcast: #0 Kuyu Filmi Üzerine
Podcast serimizin ilk bölümünde Metin Erksan’ın önemli ve çok da bilinmeyen filmi olan Kuyu hakkında konuştuk. Neden Erksan’ın filmografileri içinde ayrı bir yeri var, ilk yayınlandığında nasıl tepkiler aldı, başrol oyuncusu Nil Öncü’nün üzücü kısa kariyeri ve daha fazlası… the moon station podcast ilk bölümünü aşağıda ki linkden dinleyebilirsiniz. Okumaya devam et Podcast: #0 Kuyu Filmi Üzerine
