Fleabag: Cüretkar Bir Başyapıt

Britanya topraklarından çıkan bir dizi başyapıtı, bütün bildiklerinizi geride bırakın ve kendinizi Londra’lı bu kadının kollarına bırakın. O malum palyaço hikayesini bilirsiniz. Hani bir adam doktora gider ve çok mutsuz olduğunu söyler, doktor da şehre bir palyaçonun geldiği ve onu görmesini tavsiye eder. Adam yapıştırır cevabı; Doktor Bey o palyaço benim. Şimdi bunun olayla ne ilgisi var diye bilirsiniz lakin çok alakası var. İngiliz 33 … Okumaya devam et Fleabag: Cüretkar Bir Başyapıt

The Little Drummer Girl: Casus Belli

İsrail ve Filistin savaşı, bir tiyatrocu, casuslar ve terösizm. Bunlar John Le Carreé romanında buluşuyor ve Park Chan-Wook tarafından unutulmaz bir mini diziye dönüşüyor. John Le Carré’nin 1983’de yayınlanan romanı The Little Drummer Girl’in bu ilk uyarlaması değil. İngiliz casusluk romanları yazarı olan Le Carre’nin Türkçeye Trampetçi Kız olarak çevrilen romanı 1984’de George Roy Hill’in yönettiği Diane Keaton’ın oynadığı bir filme konu oldu. Bu filmin … Okumaya devam et The Little Drummer Girl: Casus Belli

Us: Düşmanla Tanışma

Jordan Peele Amerikan sinemasının yeni merkez sinemasını ayağa kaldıran adam olabilir mi? Us ile bunun cevabını veriyor. George Romero 1968 yılında Night of the Living Dead’i vizyona soktuğunda büyük bir heyecan ve korku ile karşılanmıştı. Çok düşük bütçe ile çekilen film, müthiş bir gişe hasılatına imza atmıştı. Romero’nun en büyük başarısı zombileri popüler kültüre kazandırması değil, Night of the Living Dead’e kurguladığı politik hicivdi. Dönemin en … Okumaya devam et Us: Düşmanla Tanışma

Sanat, Sanatçıdan Ayrı Düşünülebilir Mi?

Sanatçının eserini siyasi duruşundan, görüşünden ve yaptıklarından ayrı olarak mı ele almak gerekir. Son Michael Jackson olayından sonra şu sıralarda en çok sorulan soru bu oluyor. İnsanlar kendi durumları da göz önüne olarak kendince cevaplar veriyor. Aslında bu ikilem şimdinin sorusu değil, insanlık bir şeyler üretmeye başladığından beri bu soru hep var oldu. 1920 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü alan Norveç’li yazar Knut Hamsun ödülü Nazi … Okumaya devam et Sanat, Sanatçıdan Ayrı Düşünülebilir Mi?

Love, Death & Robots: Animasyon Antolojisi

Bir süredir merakla beklenen animasyon antolojisi olan Love Death & Robots, aybaşında Netflix’e eklendi. Başta animasyon severler olmak üzere, bilim kurgu ve fantastik sever herkesin aklını başından aldı. Love Death & Robots adından yola çıkarak bu üç temayı en az birini kullanan 18 animasyon bölümden oluşuyor. En uzunu 17 dakika en kısası 5 dakikalık bölümlerden oluşan, her bölüm ayrı ekip ve ayrı animasyon teknikleri kullanılarak … Okumaya devam et Love, Death & Robots: Animasyon Antolojisi

Leaving Neverland Ne Söylemek İstiyor?

Leaving Neverland, ilk gösterimini yaptığı Sundance Film Festivali’nden bu yana büyük ilgi gördü. Aslında belgeselin ismi ilk duyulduğundan beri, izleyicilerde merakla karışık bir tedirginlik oluşmuştu. Sundance’deki gösterim, izleyicilerde oluşabilecek rahatsızlık ihtimali nedeniyle doktor eşliğinde yapıldı. Gösterimin ardından belgesel, HBO tarafından yayınlandı ve tepkiler aşırıya kaçtı: İzlerken kustuklarını, bayıldıklarını, devam edemediklerini söyleyenler oldu. Ben izlerken bu kadar aşırı tepkiler vermedim, ancak rahatsız olmadım da diyemem. İki … Okumaya devam et Leaving Neverland Ne Söylemek İstiyor?

Black Mirror:Bandersnatch’ın Dedikleri

Black Mirror: Bandersnatch film izleme alışkanlıklarımızı değiştirebilir? Yoksa bu hoş bir deneyim mi? *Yazı acımasızca spoiler içerir. Charlie Brooker ve Annabel Jones’un 2011’de yarattıkları Black Mirror, alışılmış tüm televizyon dizilerinden farklıydı. Sezonları birkaç bölümden oluşan, bölümler arasında bağlantı bulunmayan ve hatta süreleri bile değişken olan bu yapım, temel olarak teknoloji ve insan hayatındaki değişimleri konu alıyordu. İngiltere çıkışlı dizi, bir süre sonra Netflix çatısı altına girdi. … Okumaya devam et Black Mirror:Bandersnatch’ın Dedikleri

Ahlat Ağacı: Genç Sinan’ın Acıları

Nuri Bilge Ceylan filmleri arasında bir sıralama yapsak, Ahlat Ağacı nerede olur. Ceylan, sineması arasında benim için hala Bir Zamanlar Anadolu’nun yeri ayrıdır ki bunun için de diğer filmlerinden ayıran net bir şey ortaya sunamam. Ahlat Ağacı 3 saati aşan uzun süreye sahip olup da hiç teklememesi, hiç seyirciyi sıkmaması ve sürekli öykünün içinde tutması da ayrı bir marifet. Cannes’da hiçbir zaman kadar uzun filmlere … Okumaya devam et Ahlat Ağacı: Genç Sinan’ın Acıları

Hirosihma Mon Amor: İki Şehir İki İnsan

Fransız Yeni Dalgası’ın en değerli ismi olan Alain Resnais, bir kadın ve bir erkek üzerinden iki şehrin, iki coğrafyanın, iki ülkenin hikayesini bağlar bir birine.  Hirosihma Mon Amor’un etkisi hale damarlarımızdan akmaya devam ediyor. Fransız Yeni Dalga’sının göz ağrısı filmlerimden biri olan Hiroshima Mon Amor/Hiroşima Sevgilim, sadece yeni dalgayı belirlemek konusunda değil, sinema da bir şeyleri de belirlemek konusunda baya yol almış bir filmdir. Hiroşima Sevgilim … Okumaya devam et Hirosihma Mon Amor: İki Şehir İki İnsan

Funny Games: Oyun Oynama Ne Dersin

Fransız sinemasının kendine münhasır ismi Michael Haneke, bu sefer kendi halinde bir aileye musallat olan iki psikopat genç üzerinden bizi rahatsız ediyor. Michael Haneke, sinema çekme işine televizyon da başlar… 10 yıl boyunca televizyon için filmler üretir. Haneke, yaptığı bu işlerin hiç bir zaman sanat olduğunu kabul etmez… televizyonda bütün her şey ticari bir oluşum üzerine kurulmuştu, seyircinin istekleri ön planda tutulur, sanatçının yaratıcılığı ve … Okumaya devam et Funny Games: Oyun Oynama Ne Dersin